Çarşamba, Aralık 28, 2005
Saat: 10:04


şimdi uzunca bir mektup yazmalı uzaklara, bir dostu bile olmayana
düşünürüm dışarıda körpe bir yürek bekler beni
gidilecek bir insan
yani en güzel ölüm gider, bir zalimin önünde durur
böyle yiğitce
nasıl denir gündüz kınında bekleyen kılıç gibi kaynar gecenin karnında
ben de öyle kaynarım, zevkle döşenmiş bir evim yok
şirin tasmalarım varsa zamanı geldiğinde konuşmak için
dünyaya bakarım, sen ne güzelsin affet dilim çalışmıyor
şimdi ne yapmalı, kan kusturup onca romantik budala harflere

biraz kadeer diyoruz uçuyor yorgunluklar
tutunmak yalan ayna, takvimler uçurumdan
..........

yazarını kaydetmemişim malesef :(

sponge bob söyledi | Permalink | 2 farklı hayal

Salı, Aralık 27, 2005
Saat: 13:21

".....
o ben ki
bir kadında bir çocuk hayaleti mi
bir çocukta bir kadın hayaleti mi
yalnızca bir hayalet mi yoksa.
....."


edip cansever

charlie brown söyledi | Permalink | 1 farklı hayal


Saat: 10:55

Yokuştan inerken...
biri var biri daha... biri yaşlı diğerinin bir şapkası var.
Yaşlı para veriyor, diğeri bir kağıt
Buruşmuş elinde bir kağıt var
Avucunun içinde tuttuğu ölüme bakıyorum ama o avucunda duran kağıda ümitle bakıyor
“İyi şanslar” diyorum
Piyango kime çıkar belli olmaz diyor
“İyi şanslar” diyorum
Gülümseyişim ekşiyor yüzümde...

bugs bunny söyledi | Permalink | 6 farklı hayal

Pazar, Aralık 25, 2005
Saat: 11:30

Çok soğuk... sokaklar buz tutmuş... sanki o buzlanma ayaklarımızdan gövdemize ordan da yüreğimize kadar uzanmak isteyecek. hani bir şarkıda geçer. “Ses gelmez ne kürekten ne yürekten “ diyordu galiba. İşte bazen ses gelmiyor. Bazen yüreklerinde buzlandığını hissedebiliyoruz. Bir öfkeyi devamlı ezber etmek ve unutmamakla başlıyor bu soğukluk, tutuyor, buzlanıyor görüntüler, mazinin sıcak yüzü... şimdi özrün marifeti, hikmeti, nimetliği, kıymetliği kalır mı ki?

Yıldızlar kayarken kaçayım
Bulutlar gözlerimi kapatsın, görmeyeyim diye
Parmak uçlarımdan tutunsun adımlarım
Fener tutan gözlerime
O deniz yıldızına doğru
Giderken...
Savururlarsa bedenimi
Bir daha dönmeyeyim
Kaçayım ılık bir imbat gibi
Sahil kenarlarını nefes bilip.

bugs bunny söyledi | Permalink | 1 farklı hayal

Cuma, Aralık 23, 2005
Saat: 00:22

film afişleri üzerine bir yazı hazırlamaya çalışıyorum. önce zihnim de yerini almış, kendi klasiklerimin listesini yaptım. afişleri gözümün önünden gitmeyen filmleri bir bir sıraladım. bunlar neler mi? daha erken..

Leon'da listemde. özellikle afişini unutmadığım, benim için yeri her zaman farklı olan bir film..

bilmeyenlere ya da unutanlara; profesyonel bir katil ile 12 yaşındaki bir kız çocuğunun farklı, sıradışı arkadaşlığı anlatan bir film. luc besson bu film ile sinema dünyasında saygınlığını artırtı, jean reno'ya müthiş performansı sonucunda aşık olundu ve tüm filmleri izlendi, 12 yaşındaki natalie portman ise bir anda tüm dikkatleri üzerine çekti. geçtiğimiz günlerde Closer adlı filmi izledim, orada da küçük bir kız çocuğu iken tanıdığım natalie portman'nın büyümüş halini gördüm, çok güzelleşmiş ve o filmde de en iyi oyuncu bence kendisidir. burdan takdirlerimi sunuyorum.



şimdi yazmaya başlayınca aklımda kalan sahneler geliyor gözümün önüne.. için bir anda acıdı.. hayatımda çok kere izlediğim nadir filmlerdendir ve sonunda her zaman ağladım... her defasında içimi acıtan, filmin sonunda sting'ten shape or my heart eşliğinde ağlamanın doruğunu yaşadığım bir film. acımasız bir katil'in sürekli süt içmesi ve yanından hiç ayırmadığı çiçeği.. matilda ile arasında geçen dialoglar ve abartısız, duru bir sevginin seyri.. ilk defa kaç yaşında izledim tam hatırlayamıyorum ama hatırladığım şu (ayrıca bu bir itiraftır); sanırım 95 ya da 96 yıllarında ve ilk olarak bir televizyon kanalından izledim, filmden o kadar çok etkilenmiştim ki hala sakladığım ve okurken güldüğüm günlüğüme ismini vermiştim.. daha sonra orjinal halini izleyince televizyonda bir çok yerinin kesildiğini ve filmi berbat hale getirdiklerini anladım.. hala filmi izlememiş ya da izlemiş de unutmak gafletine düşmüş olanınız varsa eğer; utansın, kızarsın ve bir an önce filmi bulup izlesin, özür dilesin. sonra da bana gelip teşekkür etsin..

leon: büyümek için zamana ihtiyacın var
matilda: ben artık büyümüyorum, sadece yaşlanıyorum

müzikleri, senaryosu, oyuncularının performansı ile bir başyapıt.. posterinden pek bahsedemedim, konudan epey uzaklaştım farkındayım. bir çok posteri mevcut olan bu filmin en beğendiğim afişi budur. bence filmi en iyi anlatan adeta özetleyen, fragman havasında bir poster..

charlie brown söyledi | Permalink | 1 farklı hayal

Perşembe, Aralık 22, 2005
Saat: 18:16



"evde arzum şu kadarcık
bir kadın hanım hanımcık
kitaplarda gezinen kedim
sabah akşam kapım açık
dostlar ki görmeden edemediğim."







bir cümle okudum şimdi; "kediler köpeklerden daha akıllıdır. dizboyu karda kızağı çekecek altı kedi bulamazsınız." bilmiyorum böyle mi ama benim hoşuma gitti.. bitirme ödevini hazırlamakla geçiyor tüm zamanım. bitirme ödevi demek, bitmek demekmiş onu anladım ya da her zaman ki gibi ben yine abartıyorum.. asosyal bir insan oldum. evden okula; okuldan eve... sıkıldım:(

-komşu komşu !
-hu hu!
-oğlun geldi mi?
-geldi
-ne getirdi?
-inci, boncuk.
-kime kime?
-sana, bana.
-başka kime?
-kara kediye
-kara kedi nerede?
-ağaca çıktı
-ağaç nerede?
-balta kesti
-balta nerede?
-suya düştü.
-su nerede?
-inek içti.
-inek nerede?
-dağa kaçtı.
-dağ nerede?
-yandı, bitti kül olduuu...

ya, böyle işte..

charlie brown söyledi | Permalink | 1 farklı hayal


Saat: 11:11


bir kış ayazıdır yazdıran ellerimi, soğuk kelimelerimi ısıtmak için üfledim acuçlarıma... sonra ısınmak için birbirine sürdüğüm parmaklarımın arasından kayıp düştüler bir bir... hiçbir yere giden yola yolladım onları içime batanları en çok da ..gözlerim düştü topraga alamadım öylece bıraktım...
vakit geçiyor diyor saat takvim ayna ya da herşey. geçiyor bir hayalin ardından sürüklendiğimiz. dönüp arkana bakmaya korktun mu hiç? baktın mı? kimse yoksa peki sürüklenen kimdi? hangimiz kaybetmedik ki zamanı... divane gibi dolaştık zamanın taşıdığı yollarda ve aradıgını bulamayan bir aciz yolcu gibi kala kalmıştık oralarda... bir hayatın kırgın yüzünü mü çekmişti üstüne üşüyen yürek? kimi ertesine ertelenir sevinçler , ertesine eklenenler birikir.... bir kış ayazı kızdırır mı yüzünün rengini? sonra solar mı güzelliği destan olmuş nebatat? bir mil gibi çekindiler gözlerine ölenlerin solgun rengini. Daha hüznün evvelindeydik hüzzam makamına gelmemiştik bile... dilimizde segah peşrev nefesimizde de...daha çömezdi... üzerimizden anne dokunuşu kokusu silinmemişti...
şimdi yanlızlığın heyalanı başlar, yeni bir hikayenin sancısı tutar, tutuşturur gurbet, hasret harlandırır, sabır güçlendirir ateşi. içimizde masivaya kadar yücelen bir haykırış çoğalır.
bir hasret düşer kış ayazıyla yeryüzüne ... vakit geçer...
bir sükunet dolaşır bülbül dillerde, bir gülün dikeni batar. kendine....

sponge bob söyledi | Permalink | 1 farklı hayal

Pazartesi, Aralık 19, 2005
Saat: 15:00

Bosna gezimin en güzel anıydı mostar köprünü görmem ve orta yerinde oturup, nerede olduğumu hissetmem.. dönerken beni burda bırakın diye ağlamam..

"Bosna-Hersek savaşının unutulmaz görüntüsü tarihi Mostar Köprüsü'nün bombalanma anıydı. 1566 yılında Osmanlı mimarı Hayruddin tarafından inşaa edilen tarihi köprünün yıkılışı televizyon ekranlarında kan ve göz yaşı içinde verildi.
Mostar Köprüsü Bosna-Hersek'de yaşanan katliamın canlı bir tanığı gibiydi..."



HABERTÜRK TV'de "Mostar Kalbimde Bir Sızı" belgeseli haftaya Çarşamba 21 Aralık'ta saat 21:00'da Türkiye'de ilk kez yayınlanacak.

izleyelim hep beraber..

charlie brown söyledi | Permalink | 2 farklı hayal

Pazar, Aralık 18, 2005
Saat: 19:29

şimdi yazacaklarım, yazmak istediğim şeyler değil. dünden kalan avuçlarımda bir yılgınlık ve huzursuzluk mevcut.. istiklal caddesinin çamurlu olması sebebiyle üstüm başım çamur oldu, bundan dolayı yüzüm asık ya da bugün hava çok kapalıydı bundan da olabilir ya da hala okullar tatil olmadı belki de bunlardır.. ya da ben saçmalayıp, sebebler arayan bir budalayım..
kar yağıyor ve ben mutlu olmalıyım.. ama nedense daha olamadım, gözlerim görmeli beyazı o zaman inanırım ve o zaman mutlu olabilirim..
ısrarla yazmaya devam etmek isteyen parmaklarımı kontrol altında tutmalıyım.. hayatımı karıştırıp, tüm renklerini aslından uzaklaştırarak olmaması gerekeni yapıp, kendimi dağıtıp, etrafımı düzene sokasım vardı ama şimdi yok.. uysal bir kedi gibi kaldım, yakışmıyor değil mi bana bu tavırlar..
şimdi kimse beni anlamadı, bilmeceleri sevmem ya da bilmece gibi konuşanları. amacım ilginçlik olsun da karizmama biraz daha katkıda bulunayım da değil.. hiç bir amacım yok.. böyle bir şeyler ya da hiç bir şey.. bakmayın bana, okullar bir tatil olsun bir de o olsun keyfim yerine hemen gelir..

bol karlı günler..

kardan adam yapmayan, kardan adam olsun, güneşte yok olsun:)

charlie brown söyledi | Permalink | 0 farklı hayal

Çarşamba, Aralık 14, 2005
Saat: 22:23


böyle ilkokuldayım gibi, sahneye çıktığım ilk zamanlar gibi, aynanın önünde kendime bakıp geç kaldığım an gibi heyecanlıyım.. karnımda kelebekler uçuşuyor sanki.. gerçi o zamanlar yani şöhretimin ilk yıllarında daha bir rahattım, şimdi ise tüm dünyanın huzuruna çıkmanın verdiği bir gerginlik mevcut parmaklarımda.. şimdilik kısaca merhaba demek istiyorum. yani bir nevi "cee, ee" cinsinden.. bugs'ın zoruyla girdiğimiz bu alemde, yüzümüzün akıyla günlerimizi bazen hoplayarak bazen bir köşede zırlayarak geçirmek nasip olur umarım..
kurşun kalemim ve kağıdımın yerini tutamayacağını biliyorum.. öncelikle onlardan özür dileyerek ve hiç bir zaman burada yazacaklarımın onlarla olan ilişkime zarar vermeyeceği sözünü vererek başlamak istiyorum..

Selamlar..

charlie brown söyledi | Permalink | 1 farklı hayal
Biz
Neyse...
Sağ eller havaya, pırlantalar buraya!!! Tek taşımı kendim aldım, tek başıma kendim taktım.. Girmesinler havaya...
Yayında Yapımda Emeği Geçenler
  Teşekkür Ederiz: