Pazartesi, Ocak 23, 2006
Saat: 18:01



"çok aşığın var diyorlar
yalan de yeter bana
bir sevda sözü fısılda
hazırım inanmaya"


böyle inceden yağınca tutar kar
tenimden tutunup, dokunur istanbulun sesine
söker gözlerimden buz damlalarını
rahatlarım.
yakar sözler
sözler ihanet eder.
sözler hayatları savurur
böyle inceden hayal taneleri

bir defalık nefes olur
böyle inceden yağınca kar
tutar kalbim
kalbim merhamet tutar








sponge bob söyledi | Permalink | 3 farklı hayal


Saat: 15:56


bir haftadır hazırlanıyoruz kar hadisesine.hava durumlarından adımlarını yavaş yavaş sayıyoruz sanki. gece boyunca kapıyı pencereyi bağırttı durdu. ve sonunda sabahleyin ufak ufak beyaz tenini göstermeye başladı. saf, tertemiz, bembeyaz yüzünü azıcık... sabah, işe gitmek eziyet gibi geldi, nasılda uykunun bağrından çekip de alıyor zaman. şöyle ek bir beş dakika için neler vermezdim. sonra diğer beş dakikalar için...
öyle hazırlandım ki dışarı çıkarken, lahana gibi giyindim ve atkımı bir maske gibi çektim yüzüme. en çok üşüyecek olan ellerime zırhlarını geçirdim. evet gitmeye (savaşmaya) hazırım.
sabah aslında hiç bişey yoktu yollarda...
ama pencereden baktığımızda devam eden kar yağışını görünce, bir kabus gibi çöktü anlatılanlar. geçen senelerde hani kalmıştı ya millet yollarda hem de saatlerce. korktuk.
neyseki erkenden salıverilince döndük eve. gittik ve hatta geldik. O tatlı tatlı yağmaya devam ediyor ama yanına yanaştırmayan bir sevimlilikle.

'ya ev ne kadar büyük nimet'

bugs bunny söyledi | Permalink | 1 farklı hayal

Perşembe, Ocak 19, 2006
Saat: 12:40

yağmur yağıyor
seller akıyor
brown camdan bakamıyor
yürüyemiyor:(






not: çiçek yollamak isteyenler, çocuk esirgeme kurumuna bir düzine gül ücretinde bağışta bulunsun lütfen... papatya yok çünkü.

charlie brown söyledi | Permalink | 25 farklı hayal


Saat: 09:24

“Bu sabah yağmur var İstanbul’da
Gözlerim dolu dolu oluyor, bilinmez niye
Anne sözü dinler gibi masum
Ağladım bu sabah”

Ben neden burda hep hüzünlüyüm bilmiyorum. Aslında ben böyle değilim ama nedense biriktirdiğim karanlık, kederli, yalnız tüm anlarım burada fışkırıveriyor. Bir nevi hipnoz da diyebiliriz, kendi kendime bilinçaltı yapıyorum muu ne? Her neyse ben böyle değilim, belki değildim, ne oldu bana bööyle (yaşlanıyorum (mu)?)
Bu sabah yağmur kokulu İstanbul’da huzur da var keder de... yağmur merhametli yağıyor.
Gitmekten bıkmıyorum sanki dünden beri, ne yürümekten ne de başka bi şekilde. Arabadan dahi inmek istemedim . Bıraksalar Kars’a kadar giderim :) gitmekten usanmayacakmışım gibi
Ama her sabah aynı neşeli bir bugs olarak gidiyorum iş yerine. Herkes her gün aynıyım sanıyor. "Aynı değilim ben bugün canım sıkkııın" diye bağırmak geliyor bazen ya da daha mutluyum demek(ama bu kısmı rahatlıkla gösteriyorum zaten:) anlamalarını beklemiyorum. Beni iyi tanıyanlar bulsun Farkı fark etsinler değil mi? Aslında “Anlamak” cidden bazen çok zorlaşıyor, basit ve gerçek bir cümle kurmak zor. Ya karmaşık bir hale getiriyor yada yapamadım diyip bırakıp gidiyoruz.
Kendimi tam olarak tanıdığımı kesinlikle söyleyemem. Kendime uzun uzun kızdığım zamanlar oluyor. Engel olmak istediğim karşı koyamadığım zamanlar. Herkesin ruhunda eğersiz bir at olmalı. Vahşi, hırçın. Bir türlü dizginleyemediğimiz. Bende de var galiba bundan. Garipliklerde var. Mesela ayaklarım; birbirleriyle yaşamaya alışamadılar hala. Düzensiz ve ritimsiz atıyorlar.Devamlı başlarında durup dikkat etmem gerekiyor, uyarmam gerekiyor. Biliyorum hallerini, o yüzden düştüğümde yada bir yerlere takıldığımda, ilk ben güler ve ilk ben kızarım; anne gibi işte. Ellerim ise sinirli, hırçındır. Ya kenetlemek yada saklamak zorunda kalırım genelde. Her lafa karışırlar bir şeyler konuşurken durmadan hareket etme ihtiyacı hisseder bunlar ama onların ayrı bir yerş vardır bende. Gözlerim ve burnum çok duygusaldır, burda fazla detaya inmeyelim:) saçmaladım.
Öyle işte:)
Kısaca ne demiştik; bu sabah yağmur var İstanbul’da ve benim artık susmam gerekiyor sanırım. Aynı “ben”olarak aynı şekilde susmam...

Not: (Brown sana özel notumdur; bunalımda falan değilim ha... ben haber veririm sana :)

bugs bunny söyledi | Permalink | 2 farklı hayal


Saat: 00:42

-hazır mısınız?
-evet efendim.
-kemanın akordu tamam mi?
-evet
-baslayalım öyleyse.. fa
-la mi
-re mi fa
-mi'ye dikkat et
-afedersiniz efendim
-sol la si
-la si do la fa

-nedir bu duyduğum heyecan
bambaşka bir duygu

bu, kaplıyor her yanımi
nasıl da parlıyor gözlerim
aşık mı oluyorum
20 yaş farka rağmen..
ben
sana
ylemek
istiyorum ki
ben
seni
öyle çok
seviyorum ki...
seninle birlikte gözgöze
geldiğimiz anlarda bir garip oluyorum
bilmem ne olacak sonum
sana ders vermek icin günleri sayıyorum
aşık mı oluyorum
20 yaş farka rağmen...
-peki, çarşamba görüşürüz o halde.
-hayır efendim
-perşembe öyleyse
-hayır...
-neden, derslere devam etmek istemiyor musun?
-hayır.
-peki ama neden?
-çünkü çünkü.. ben de, ben de
sizi seviyorum...

özdemir erdoğan/keman öğretmeni

bir şarkının sözleri yazıldığında bu kadar mı şarkıyı yansıtmaz.. keman eşliğinde mükemmel olan bu şarkıyı şiddetle dinlemenizi öneriyorum. sanki türkfilmi izliyorsunuz. gecenin bu saatinde film izledim ben de. adama üzüldüm, kıza kızdım, seviyorsan 20 yaş ne ki güzelim, takma böyle şeyleri kafana dedim. kemanımı özledim ama benim hocam bayandı, şarkı ile aramdaki bağ sadece notalar, biline...

charlie brown söyledi | Permalink | 0 farklı hayal

Salı, Ocak 17, 2006
Saat: 13:41


Gecenin karanlığında sarı ışıklar yayıyordu; yerlere serpiştirilen solgun yüzler(im).. karanlıkta evimin yolunu tutarken bir soluk kadar yakınlaştı yalnızlık. Rüzgar karman çorman edecekti yaprakları, yalnızlık fırtına öncesiydi, biliyordum. Yol ki, ücra ve kenarlarına dikilen sokak lambarı bekçiler gibi, başımda. Başım eğik, insanlığıma yüklenen sorumluluklarım altında... Ağlasam kimseye yaslanmak istemeyecek kadar güvensizim. Karanlık bir köşeden geçmekteyken, karanlıktı herşey ve adımlarım zoraki ,yaşamak gibi...bir yaprak hışırtısı, ayağım altında ezilen bir böceğin çıtırtısı, ürkütmedi. Ruhum araftaydı sezdim.Serince bir rüzgar izinsiz girdiği için içime; hırsızdı... iyi ki adımlarım yola aşinaydı... ve yol sanki elimden tutup beni evime götürmekte...
...
Yürüyüş önemlidir. Hayata karşı duruşun,
Hayata karşı yapmak istediklerin
Hayata karşı gözükmeye çalıştığın

Savruk, güçlü, umursamaz, havai, kavruk, kendine güvenen, ürkek, kabadayı, kendi halinde, bilinen, yanıltan ya da (sır) v.s...
O kadar sıfat ekleniyor ki... Her şey ele verebilir seni...adımların, bakışın, gülüşün, sözlerin, ellerin v.s....
İdare edemeyenlerden(sin)... Evet.
....

Belinden ve dizlerinden kırılmış gibi duran haliyle bile boylu ve yine de heybetli...-Çınarlar yıkılmazmış- İçeri girerken ananemin korku dolu bekleyişlerine öfkesini gizleyip “akşam olmadan vakitlice evinize...” gelmemiz için söylediği sözlere aldırış etmeden... salıveriyorum halsiz ruhumdan destek bulamayan bedenimi, kaynağı kesilmiş bir akarsu yatağı olmuş.... Yüzümde gereksiz bir gülümseme. Böyleyken yüzünüze alakasız birinin dudaklarını yerleştiriyorsunuz. El gibi yabancı yani.
Korkuyordu annanem;bütün korkulacaklardan. Biz korkmuyor muyduk sanki...ama aptalca bir cesaretin kocamanmış gibi gözüken gövdesine bürünmüştük. İçi kof bir kabartıydı bu. Bir iğne batırılsa sönüp gidecekti...”Burası şehir herkes böyle”... demeye kalmadan cümlenin sonuna her sabah unutmaya çalıştığım kelimeler eklendi. Evet burası şehirdi; katil, hırsız, yalancı, sahtekar,ikiyüzlü,merhametsiz, ipsiz sapsız v.s.... doluydu.Korkmuyor muyduk acaba; hele ki yıkılmaktan, güvenmekten, sevmekten...
Baktı yüzümüze, gençliğimize,.... hızlıca hareket edişimize, gülüşümüze, neşemize, umursamazlığımıza...kıskanırcasına baktı, gözlerini ayırmadan, değerli oyuncağı elinden alınmış bir çocuk gibi baktı. Kara küçük gözlerinden acı dolu bir gençliği bulut gibi geçirdi. Gözlerindeki parıltı kimsesizce belirdi. Biz ise ona hiç bakmadık, dikkat etmedik, fark etmedik, düşünmek işimize gelmedi, böyle mutlu gibiydik, hiç öyle olmayacak gibiydik. bakmadık hiç; sonramıza, geleceğimize,hatalarımıza... hep böyle kalacaktık ya, hani...
Hani!

bugs bunny söyledi | Permalink | 1 farklı hayal

Pazartesi, Ocak 16, 2006
Saat: 12:20

Yüzmeyi bilmeden suya giriyorum, korkusuzca... kafamı dışarda bedenimi içerde bırakıyorum... dalga hafifçe kaldırıyor ayaklarımdan doğru... Garip bir heyecanla yapabileceğimi zannediyorum. İçimde ufkun sahip olduğu sonsuzluk hissiyatını taşıyorum sanki. Bir müddet keyifli, harika, müthiş...sonra ... sonra hafif bir yağmur başlıyor, üşümeye başlıyorum herkes etrafımdan gitmeye başlıyor ve ben korkmaya başlıyorum. tek kalıyorum, yalnız,ıssız, suskun,çaresiz. Yağmur hızlanıyor ve su kabarıyor yavaş yavaş. Dudaklarıma değiyor her geliş gidişinde... ve her geliş gidişinde ayaklarım bir taşın tepesindeyken parmak uçlarından tutunuyor yere. Ne ileriye gidiyorum ne geriye
Ne geriye, ne geriye
İleriye gitmek istemiyorum artık.

Yalnızlığı çırılçıplak görüyorum şimdi. “Herşeyim dediğin yerde hiç bişeysin” diye bağırıyor. Keskin tırnaklarıyla tırmalıyor kulaklarımı, yüzümü... su alıp götürüyor kan izlerini, görünürde bir şey yok ama yaralar acıyorlar ki demek varlar... kollarımı çırpmaktan yoruldum artık.
Bu korkuyu boşver ama yoruldukça ufka bakmak hoşuma gitmemeye başladı

bugs bunny söyledi | Permalink | 2 farklı hayal


Saat: 08:52

GİTTİM VE...

O koca şehirden kesip attım kendimi
Yeni bir umudun peşine takılmak yada herşeye yeniden başlamak gibi değildi.
Yalnızdım, yalnızsam ne çıkardı?
Kaybolsaydım bilmediğim şehrin hatırına
kaybetsem kendimi ne çıkardı?
Adresini bilmeyen bir mektup
bilinmeyen bir rüzgarın eteklerinden tutunup,ardına takılmak amaçsız
bir yıldız olup meçhule kaymaksa bu yaşadıklarım ne çıkardı?

hey
bir martıdan yada bir dalgadan ayırt edilmeyip
yürüsem kıyılarında şehir...
şehir bir kere duysan beni,ne çıkardı?

Başka bir şehirde başka bir ben değildim
huzurum dağınık.
dağıtmak için kafamı
adımlarımı saymadan yürüyeyim sahile
ve orda bir başka senle karşılaştığımda
bakışlarımı başka bir denizle aldatsam Marmara
Ne çıkardı?
Özlediğim bir sıcak dokunuşun ufacık elleri gibi biriken
O yeşil dalların altında buluştuğumda
bir portakal ağacına aşık olsam mesela;
ne çıkardı?

Her zaman gelendim
sevindiysen gideyim eski harabeme
bir kez de ben gideyim ardımdan birilerini bırakıp
kim olsa gidecekti
ben gidecektim bu sefer ve dönüp arkama baktığımda göreyim ki
el salla ama gülümse ardımdan,
şehir.

bugs bunny söyledi | Permalink | 1 farklı hayal


Saat: 01:25

buldum

içimde durduramadığım kaçma isteği mâlum.. her seferinde nereye kaçacağını şaşırmış bir halde buluyorum kendimi. tüm zamanımı, kaçmak istediğim yerin neresi olduğunu düşünmek ile geçiriyorum. bulamadığımı düşünüp, kendime mağlup olacakken istediğimin ne olduğunu buldum. evet,buldum. istediğim tam olarak şu; annemin rahmine kaçmak istiyorum. evet, bu. zor bir şey ama imkasız olan her zaman cazip değil midir, olsa da olmasa da..

daha iyi bir fikri olan var mı?

siz nereye kaçmak istersiniz?


charlie brown söyledi | Permalink | 4 farklı hayal

Pazartesi, Ocak 09, 2006
Saat: 17:34

BAYRAMINIZ BAYRAM OLA...

ve işte yine bayram geldi.
eski dolaplarımızı karıştırıp bir sıcaklık arayacağız
zamanın kuytularında.
ellerimizi birbirimize uzatacağız.
birbirimiz için dua edeceğiz .
gönül gurbetlerinin buruk tadını duyacağız damağımızda
ve işte yine zamanı geldi
içinden geçtiğimiz bütün hikayeler kement olsa!
hayat bayram olsa...
gönlüne bayramlıklar giydirmiş herkesin bayramı mübarek olsun...


gökhan özcan



sponge bob söyledi | Permalink | 1 farklı hayal


Saat: 17:03


sadece bir ses bekler kapı ardındakiler
bir yürek,
ki sıcak

sımsıcak olsun isterler
bakışlar sokak lambalarında asılı kaldığında

gelmeyenlerin yası tutulurken bir bir
kırılan umutlar
kaybedilmiş duygulara dönüşürken
kapıyı sadece yalnızlık çalarken

ki acıdır
bir de elde avuçta bir tek yaşanmışlıklar kalmışken
bir ses olun bir umut
hiç bir kapı bu kadar kapanmasın
bu bayram hatırlamak ve hatırlanmak dileğiyle...

sponge bob söyledi | Permalink | 0 farklı hayal

Pazar, Ocak 08, 2006
Saat: 21:46

Sanal Müzik Müzesi Kültür ve Turizm Bakanlığındaki bu bölüme uğramayı şiddetle tavsiye ediyorum. Gerçekten sanal bir müze.
Eski Çağlar Müzik Kültürü ve Yakın Çağlar Müzik Kültürü diye iki kısma ayrılıyor. bunlarda kendi içlerinde dönem dönem ayrılıyor. hem o döneme ait müzik kültürü hakkında bilgi veriyor hem de örneklerini dinleme fırsatı buluyorsunuz. ben bir çoğunu dinledim, şimdi Osmanlı Müziği örneklerinden Tamburi Cemil Bey'den Gülizar Taksimini dinliyorum. Uygun bir vakitte bütün bölümleri incelemenizi tavsiye ederim.


Ayrıca yine Kültür ve Turizm Bakanlığı sitesinde GASPIRALİ adlı Kiril Latin Alfabe Çevirici Programı mevcut. Belki işinizi görür ya da aklınızda bulunsun işte, benden söylemesi ;)

charlie brown söyledi | Permalink | 1 farklı hayal

Cuma, Ocak 06, 2006
Saat: 19:51

nahnu'nun sitesinde gördüm; geleceğe mesaj servisi . ben bir tane yolladım bile, bir kaç ay sonrası için, o gün hakkında yorum yaptım bir arkadaşıma... merakla bekleyeceğim o zamanı. eskiden şişelerin içine mesaj yazılır, denize atılırdı. bu daha iyi bir yöntem, kime gideceğini biliyorsunuz sonuçta. velhasıl, güzel bir şey, tavsiye ederim. maillerinizi beklerim:)

charlie brown söyledi | Permalink | 0 farklı hayal

Çarşamba, Ocak 04, 2006
Saat: 20:51

.../ seni gördüm kaderimde / ebrunun halkalarını saydım / tastamam dört etti / halkalardaki kıvrımları hesapladım / tastamam senin ismin etti / isminin yanına beni de kazı dedim / boyalar isyan etti. *

*Pinhan / Elif Şafak / sf.216


charlie brown söyledi | Permalink | 2 farklı hayal

Salı, Ocak 03, 2006
Saat: 00:43

şimdi beni tanıyanlar, benim ufak bir şeyi bile nasıl en ince ayrıntısına kadar anlattığımı, cümleleri nasıl uzattığımı, nasıl zevk aldığımı da iyi bilir. bugün başıma gelen bir olayı da alışkın olduğunuz tarzda anlatmak isterdim ama yarın sınavım var ve uyumam gerekiyor. ben yine de yazamadan edemedim.. bir önemi yok.. yazmak sadece yazmak için...

okul çıkışı evime doğru 4 (dört) arkadaş salllana sallana gidiyorduk. erken kalkmamdan ve de bir sonraki sınavı düşündüğümden oldukça da dalgındım. kuyubaşı durağının olduğu yerdeki bankamatiklerden birine bir arkadaşım işlem yapmak için girdi. biz üç (3) arkadaş da dışarı da onu bekliyorduk. ben kaldırımın kenarında, yolda duruyordum, tam karşımda duran arabanın egzos borusuna değmek amaçlı ayağımı kaldırdım. niyetim kötü değildi, hatta neden böyle bir harekette bulundum bunun bile farkında değildim. tam ben ayağımı araba doğru kaldırmışken, içinden bir adam çıktı önce havada ki ayağıma sonra da bana baktı, bakıştık. aynı saniyelerde tüm olayı farkeden 1(bir) arkadaşımla da gözgöze geldik, güldüm. ne yapacağımı şaşırdım, hemen karşı kaldırıma doğru ilerledim. arabanın sahibi de yanımızdan geçerken;
"noldu, plaka mı tanıdık geldi ?, olur böyle şeyler, tanıdık geldi plaka galiba.." dedi, biz bu sırada gülüyoruz tabi ki.. ben de "hayır, plakayı görmedim bile, dalmışım, ayağımı egzos borusuna doğru uzattım." dedim.. (bu kadar da gerçekçi olunmaz ki, beni tanıyanlar neden böyle dedim bunu da anlarlar:) ) adam yine iyimser bir şekilde; "olabilir, arabaya tekme atacak halin yoktu ya, zaman zaman olur herkese böyle şeyler" dedi. yanımdaki bir (1) arkadaş da; "yoo, bu hep yapar öyle şeyler, tekme atar sonra da kaçar" dedi. ne yapacağımı bilemedim; hem gülüyorum hem arkadaşıma kızıyorum hem de utanıyorum.. neyse adam yine uslubunu değiştirmeden; " o da olabilir dedi, canı sıkılmıştır bir şeye tekme atmak istemiştir, olsun, buna da ihtiyacı oluyor insanın.." demez mi.. biz sadece gülme ile karşılık verebildik adama.. "kendinize iyi bakın gençler"dedi ve uzaklaştı bizden. insanlar arası tahammül sınırlarının ne kadar değiştiğini anladım. bir başka gün yine aynı yerde, tam aynı noktada bir adam otobüse binmek isteyen bir teyzeye çarpacaktı neredeyse, kendi suçlu olduğu halde arabasından çıkıp, kadına öyle şeyler söyledi ki, zor tuttum kendimi.. her neyse, yine çok yazdım sanırım.. yaşadığım gibi anlatamamış olabilirim ama böyle bir şeyler işte..:)

hoşçakalın..

charlie brown söyledi | Permalink | 3 farklı hayal
Biz
Neyse...
Sağ eller havaya, pırlantalar buraya!!! Tek taşımı kendim aldım, tek başıma kendim taktım.. Girmesinler havaya...
Yayında Yapımda Emeği Geçenler
  Teşekkür Ederiz: